CİLT BAKIMI
"Nasıl yaşlanacağımızı belirleyen genetik bir yatkınlık söz konusu olsa da, alışkanlıklarımızın yaşlanma üzerinde çok büyük etkisi vardır"
"Cildimizin kaderini etkilemek gerçekten elimizde"
Dermatolog Patricia WEXLER
Cildin en üst tabakası epidermistir. Bu tabakanın altındaki hücreler yeni hücreleri üretir. Yeni hücreler yüzeye doğru çıkarak ölür ve ölü deriyi oluşturur. Gençlerde yeni hücrelerin üretme yeteneği hızlıdır, her 28-30 günde bir epidermisin dış yüzeyi yeni hücrelerle yenilenir. Yaş ilerledikçe bu yenilenme süreci yavaşlar ve 50 günü bulur ve onarım yeteneği de azalır. Hücreler daha az çalıştıklarından, olumsuz etkileri ilk olarak cildimizde göstermeye başlarlar. Dudak kenarındaki ince çizgiler, göz çevresinde kazayaklarının oluşması, göz altı morlukları, cildin parlaklığını yitirerek matlaşması, boyun ve dekolte bölgesinde yıpranma gibi. Araştırmalar kırışıklıkların %70’inin 30’lu yaşlarda başladığını göstermektedir. Öte yandan UVA ışınları, yanlış kozmetik kullanımı, sigara, stres, yanlış beslenme cildin yorgun ve soluk görünmesine neden olduğu gibi cilt yaşının biyolojik yaşından daha büyük olmasına da neden olmaktadır.
Yaşlanma sürecinde son yıllarda yapılan araştırmalar, çevresel faktörlerin (güneş ışınları, sigara, stres, çevre kirliliği gibi.) ve yanlış beslenmenin genetik faktörlerden çok daha önemli bir rol oynadığını göstermiştir.
Cildimizin görünümü sadece estetik açıdan değil sağlığımız açısından da önemlidir. Örneğin alerjik faktörler sinüslerimizin etrafında iltihaplanmalara ve gözaltındaki damarların genişlemesine neden olarak gözaltı morluklarına davetiye çıkarmaktadırlar.
Cildin sağlıklı, pürüzsüz ve genç görünmesi için bilinçli hareket etmek, cildi tanımak, ciltteki sorunların neden kaynaklandığını ve hangi önlemlerin alınacağını bilmek gerekir. Öncelikle uykusuzluk, aşırı alkol, sigara, vitamin eksikliği, yetersiz ve dengesiz beslenme, stres, güneş ışınları gibi cildimize zarar veren her türlü etmenden kaçınmak gerekir. Daha sonra iyi bir cilt bakımı, doğru içerikli ürünlerin kullanımı ve düzenli bir bakım ile mümkündür. Günümüzde cilt bakımına hizmet eden çok sayıda kozmetik ve dermakozmetik ürün bulunmaktadır. Ancak herkesin birbirinden farklı cilt sorunları olabileceği gibi her ürün ya da her tedavi yöntemi her kişide aynı sonucu vermez. Dolayısıyla cilt bakımı kişiye özel olmalıdır.
GENEL OLARAK CİLDİN GENÇ VE SAĞLIKLI OLMASI İÇİN NELER YAPILMALI?
1. Cilt temizliğine özen göstermeli,
2. Yaz-Kış güneş koruyucu ürün kullanmalı,
3. Sağlıklı beslenmeli,
4. Sigaradan uzak durulmalı,
5. Bol su tüketilmeli,
6. Stres azaltılmalı,
7. Etkin bir cilt bakımı uygulamalı,
8. Serbest radikallere karşı savaşan antioksidanları haricen ve ağızdan kullanmalı.
SERBEST RADİKALLER NEDİR VE NEREDEN KAYNAKLANIR?
Serbest radikaller, metabolizmamız işlerken ortaya çıkan, stres, aşırı güneş ışınları, bedensel ve ruhsal yorgunluk, sigara, çevre kirliliği gibi olumsuz etkenlerle artan, cilt dokusuna ve vücudumuza zararlı sabit olmayan dengesiz moleküllerdir. Sağlıklı hücrelere saldırarak onların yapısını bozarlar..
Amerikalı Profesör Denham Harman, hücrelerin yaşlanmasını aşırı oluşan serbest radikallere bağlamıştır. Serbest radikallerin %90’nı yediğimiz gıdalardan oluşur. Diğer bir kaynak da bağışıklık sistemimizdir. Yediğimiz gıdaların enerjiye dönüşmesi için oksijenle yanmaları gerekir. Bu aktivite esnasında vücutta saniyede yüzlerce normal molekül değişikliğe uğrayarak serbest radikalleri oluşturur. Vücudun fonksiyonları için belirli miktarda serbest radikallere de ihtiyaç vardır. Dolayısıyla serbest radikalleri oluşturmayan bir vücut düşünülemez. Ancak aşırı miktarda serbest radikalin oluşması problemdir ve bu aşırı miktardaki serbest radikaller vücudumuzda kendi dokularımıza zarar vererek yaşlanma ile birlikte bazı hastalıklara da neden olur. Güneş ışınları, stres, röntgen ışınları, yorgunluk, sigara ve çevre kirliliği serbest radikal oluşumunu artıran çok önemli faktörlerdir. Normal şartlarda vücudumuz kendi savunma sistemi ile serbest radikallere karşı savaşır. Ancak çevre ve beslenmeden gelen zararlı maddeler her geçen gün artmakta ve vücudumuzun kendi savunma sistemi, serbest radikallere karşı yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla dışarıdan desteğe ihtiyaç vardır. Dışarıdan destek için antioksidanların hangisinin hangi miktarlarda alınması ise bir uzman tarafından belirlenmelidir.
ANTİOKSİDANLAR (ANTI-AGINGLER)
Serbest radikalleri yok eden ve onları zararsız hale getiren maddeler antioksidanlardır. Aslında doğanın bize sunduğu birçok besin antioksidan yönünden zengindir. Anti-aging olarak da isimlendirilen bu maddeler serbest radikallere karşı bir kalkan görevi görürler. Antioksidanların gücü büyüktür; kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma, solunum yolu ve akciğer hastalıklarına karşı dayanıklılık sağlama, kanser riskini azaltma, çevre kirliliğine karşı koruma ve yaşlanmayı geciktirme gibi önemli görevleri vardır. Vitamin E, Vitamin C, Vitamin D, meyve ve sebzelere rengini veren betakaroten, lutein, ksantin, likopen gibi karotenoidler, folik asit, alfalipoik asit, üzüm çekirdeği ekstresi, yeşil çay, koenzim Q-10 gibi maddeler, selenyum, kalsiyum, çinko, magnezyum, demir gibi mineraller, likopen, ginkgo biloba, ginseng, soğangiller, lahanagiller gibi bitkisel kimyasallar, lesitin, omega 3 yağ asitleri gibi biyoaktif maddeler en önemli antioksidanlardır. Bu anti- aging maddeleri içeren besinleri beslenme alışkanlığımıza dahil etmek önemlidir. Gerekli durumlarda dışarıdan hap olarak desteklenebilir.
Antioksidanlar Yaşlanmayı Geciktirir!
Antioksidanların yaşlanmayı geciktirmede rolü büyüktür. Cildimizin sağlığı için doğru beslenmek ne kadar önemliyse cildimizin tüm ihtiyacını karşılayabilmek için cilt yüzeyine antioksidan bakımın yapılması da o kadar önemlidir. Öte yandan menopoz gibi kadın hayatının önemli bir kısmını kapsayan dönemde östrogen hormonunun azalması nedeniyle kolajen dokunun zayıflaması ciltteki kırışıklığı arttırır ve elastikiyet kaybını hızlandırır. Anti- aging bakım, menopoz döneminin cilt yüzeyindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırır.
Bu nedenlerle kozmetik sektörü ürünlerin içeriğinde antioksidanlara daha çok yer vermeye başlamışlardır. Yeni nesil kremlerin olmazsa olmazlarından biri antioksidanlardır. İçeriğinde C ve E vitamini, üzüm çekirdeği ekstresi, nar ekstresi, kakao çekirdeği özü yada Koenzim Q10, idebenone gibi maddeleri içeren ürünler güçlü antioksidan özellikleri ile serbest radikallere karşı savaşta kesin zafer kazanmışlardır.